kayıt
21.10.2018
Sivasspor - Fenerbahçe
Spor Toto Süper Lig
1 Galatasaray   1 1 0 0 3
2 Yeni Malatya   1 1 0 0 3
3 Kayserispor   1 1 0 0 3
4 Başakşehir   1 1 0 0 3
5 Konyaspor   1 1 0 0 3
6 Kasımpaşa   1 1 0 0 3
7 Beşiktaş   1 1 0 0 3
8 Fenerbahçe   1 1 0 0 3
9 Sivasspor   1 1 0 0 3
10 BB Erzurum   1 0 0 1 0
11 Rizespor   1 0 0 1 0
12 Akhisarspor   1 0 0 1 0
13 Bursaspor   1 0 0 1 0
14 Alanyaspor   1 0 0 1 0
15 Göztepe   1 0 0 1 0
16 Ankaragücü   1 0 0 1 0
17 Antalyaspor   1 0 0 1 0
18 Trabzonspor   1 0 0 1 0

tugrulpasa 12

  1. 19
    Güzel Kardeşim sayın dimitri;

    (yaşınızın benden küçük olduğunu tahmin ediyorum.Bunları da sizi gerçekten kalbi duygular ile sevip değer veren bir ağabey/kardeş olarak yazdığıma lütfen inanın) her ne kadar sizin farklı bir samimiyet algınız olsa bile illaki benim bütün yazdıklarıma katılmanız yada karşıt olmanız pek tabi ki uslup ve nezaket çerçevesinde olağandır...

    sahip olduğunuz bilgi/belge nezaketle süslenirse daha da güzelleşecektir.açıkca söylemek gerekirse son iki iletinde bana hitaben yazdığın buyurgan uslubu beğenmediğim gibi senin gibi heyecanlı genç bir arkadaşa da nezaketen yakıştıramdığımı ifade etmeliyim.akıl vermek gibi olmasın ama bana emir buyuracağına " sizin gibi düşünmüyorum " yada " bana göre doğrusu şu şekilde " diyerek kendine yakışan bir girişgahta da bulunsaydınız daha şık olurdu...

    " 21. yüzyılın cahilleri, okuyup yazamayanlar değil, öğrenemeyen, öğrendiklerini değiştiremeyen ve her şeyi baştan öğrenemeyenler olacaktır "
    - Alvin Toffler -


    Bilgi sahibi olmadan de fikir sahibi olabilme ruhsatını yalnızca kendilerinde görüp üstüne üstlük bizzat sistemden ve eğitimlerinden (şartlandırmalarından) elde edip, bunu sonuna kadar kullanan bazı "okumuşlarımız"ın (!) taraf olduğu bu kavga, uzunca bir süre sessizliğe gömülecek gibi durmuyor...

    Şayet aksini düşünüyorsanız (gördüğüm kadarıyla aksi yönde görüşe sahipsiniz) buyrunuz ,deneyimlerine sahip olduğunuz o derin bilgi ve akedemik analizlerle zatımı da susturunuz.Ama yukardaki mesajınızda olduğu gibi varsayımlarınız yada yargılarınızla haraket etmeden bunu yapınız...

    Dünyaya kendini merkeze koyarak bakan,iki/üç kitap bitirenin kendini allame-i cihan sanan (!) narsistik bir toplum psikolojimiz olduğu da malum. Bu nedenle okumuş kişilerin küstahlığının daha şiddetli olduğunu yaptığım yazışmalarda sürekli gözlemliyorum.Ha bunu yazmak/eleştirmek, samimiyetsizlik ise size göre ,o sizin samimiye`ten ne anladığınızı aslında ortaya koymaktadır...

    Yani;sammiyet`te göreceli bir kavram olmakla birlikte kişiye ve olaylara göre de pakala değişebiliyormuş!

    öte yandan senin hakkında süi zan`da bulunduğum için de kusuruma bakmayasın...
    meselenin ideolojik boyutu olmadığına kendi açımdan sevindim.meseleye dair ayrı bir başlık açmanı rica ettim, çünkü sözlük formatında inan ben ayrı bir başlık açmayı bilmiyorum...

    şimdi ben bir kaç forumda siyaset ve spor konularında öteden beri epeydir yazmaktayım.sözlük deneyimim yok burada ilk defa fenerbahçeli kardeşlerimin arasında iştigal etmek için gayretkar olmaya karar vermiş bulunuyorum.alışkınım genelde sizin yaptığınız gibi konuları şahsa indirgeyen sorularla muhatap olmaya.siyaset konularında epey bir tecrübem vardır.Bilgimin yetmediği yerde de farklı kaynaklara başvurarak cevap vermeye gayret ediyorum...

    küçümsediğiniz kahvehane`de siyasetin en alası yapılır,kaldıki şimdiki siyasetçilerin o senin hafife aldığın kahvedekiler kadar siyasete ve ekonomiye vakıf olmadığı da apayrı bir hakikat.onun için bana lütfen kusura bakma ama bu konuda şahsım adına gereksiz tevazuda bulunamayacağım.çünkü haddinden fazla tevazu`da bulunmak ahmaklığın dik alasıdır...

    tarihsel olaylara ve tarihçi kimliğinize gelirsek; ben her yazıştığım insandan müspet yada menfi muhakak yeni bir şeyler öğrenmeye gayet ederim.senden de son yazışmalardan bir şeyler öğrenmişizdir, o da ayrı mesele...

    dün ben size osmanlının tarihsel çöküşü adına kısa bir özet sunmak isterken sayfaları gereğinden fazla işgal etmemek adına tasarrufta bulunmaya çalıştım.halbuki kısa yazmakta en zorlandığım bir konu olmakla birlikte.ama gördüğüm kadarıyla bu davranışım bile senin tarafından kahve/köylü muhabbetine konu edilerek alay konusu olmuş.senin tarih konusunda tezin yada doktoran var mı bilmiyorum ama nihayetinde herkes okuduklarını /dinlediklerini/öğrendiklerini burada ve her yerde aktarmaya çalışıyor.bu aktarımlar yapılırken özet yada geniş değerlendirmeler yapılırken de kimse kimseyle dalga geçemez...

    sen sanırım üstümüzde un görünce bizi değirmenci sanma gaflatine düşmüşsün.ha değirmenci de olabiliriz amma bu bile sana yada başkalarına aktarılan bilgi/fikirler ile alay etme hakkını da vermez.dolayısıyla ne senin ne de benim söylediklerim/dile getirdiklerim kutsal ateş ile yıkanmış düşünceler değildir.en fazla kendimize göre doğru addettiklerimiz olabilir....
    hulasa, bu kadar kişisel yazışma yeter diyerek konuya dair geniş bir özet sunmak istiyorum...

    Osmanlı’nın yıkılmasına sebep olabilecek ana faktörlerden başlıcaları;

    1- HÜRREM sultanın (yada diğer adıyla rokselana) oğlu ismi namıyla müsemma Sarı SELİM`i her şeye rağmen tahta geçirmek için eşi KANUNİ sultan süleymanı (ihtiyarlık ve düşkünlük zamanında) ,Fatih sultan hanın bilgeliği ve Yavuz sultan selimin cesaret ve kahramanlık karışımı asil karakterde olan ,devlete İSTİKBAL,feraset, bilgelik vaad eden,ilk hanımlardan olan sultan GÜLBAHAR`ın biricik çocuğu cengaver, YİĞİT,civanMERT I.Mustafa`ya karşı aşırı derecede kışkırtarak,onun aleni olarak babasının gözü önünde boğdurtarak katline zemin hazırlaması…

    2- Şöhret,güç ve egosal gösteriş meraklısı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa`nın, son derece feraset ve dirayetten uzak başarısız kalan VİYANA kuşatması, akabinde de olağan gerileme sürecine giriş…

    3- Osmanlı makam ,kurumlarının dezonformasyona uğrayıp aşırı derecede yozlaşması,kişiye göre makam , mevki belirlenmesi, özel paşa ve adamların kayırılması,rüşvetin yaygınlaşması,ferman ve kanunnamelerin içinin son sürat boşaltılması ve DEVŞİRMElerin hükmi idarede tek söz sahibi olup hegomanya kurmaları…

    bu benzeri tüm sıkıntılara ilave olarak Osmanlı`nın yıkılmasındaki en büyük etkenlerden biri de Fransız İhtilali sonrasında NASYONALİZM akımı ve bunun doğurduğu kendi lehlerinde müspet manada siyasi,ekonomik getirilerdir…

    Çünkü Fransız ihtilalinden sonra bir takım ortaya çıkan yerel ve bölgesel MİLLİ DEVLET fikirleri, Osmanlı`nın büyük devle toplumu temelinden sarsmıştır.Bu fikir ve fikirin savunucuları olan Avrupa`lılar için osmnanlı aleyhinde kendileri lehine olumlu sonuçlar doğurmuştur.Zira yerel olarak oranın kendine has milletleri belli başlı yine o bölgelerde yoğunlaşmışlardı..

    elli parçaya bölünmüş avrupanın çeşitli krallıkları,prenslikleri ve de özellikle İtalyan krallıkları 1861 yılında meşhur Torino parlamentosunda birleşerek,İTALYA ‘nın yekpare bütün içinde bütünleşerek, bir çoğu küçük ve irili ufaklı 360 adet mini krallık Devletçikten oluşan Germen topluluğu yahut topyekun milletide komple bir araya gelerek,1870`de bütün olarak tek bir ALMAN birliğini sağladılar…

    Fransızlar ise zaten kendi milletlerine ait ırklarına mensup topraklarında bağımsız olarak yaşama projesini çoktan hayatiyete geçirmişlerdi.

    bir başka açıdan avrupa’dan kıta olarak bağımsız ama direk Avrupa ile içli dışlı olan İngilizler ise kendi Adalarında bağımsız yaşıyan İngilizleri anlatmaya gerek bile gerek yok..

    Kısaca NASYONALİZM akımı Avrupalı`lar için çok olumlu yönde sonuçlar doğurdu,Osmanlı için ne yazıkki aynı müspet sonuçları doğurmadı.avrupalıları birleştirdi, bütünleştirdi.osmanlı toprakları içinde yaşayan farklı milletleri ise ayrıştırıp kendilerini bağımsız olmaya doğru yöneltti…

    Avrupa’da bunlar olurken Osmanlıda neler oluyordu peki?

    Osmanlı topraklarında tüm bu yanı başında olanlara kayıtsız kalınması düünülmüyordu elbet.çeşitli millet,etnisite muhtelif dinlerin müntesibi olan halklar topluluğu beraberce, zaten patlamaya hazır bomba şeklinde yaşıyorlardı ve bunlar PARÇALANMAYA dünden hazır durumda idiler...

    kanlı ve isyan sayılabilecek ayrılık,fitne operasyonları ,ilk başta Rumeli/Balkanlar olmak üzere, doğuda KIRIM ve Kafkaslar yöresinde başlatıldı..Parçalar kanatarak, acıta acıta kopartılmaya başlandı.dahası aynı Eş zamanlı olarak Ortadoğu`ya da kanlı bir şekilde el atıldı.ilk arap tandanslı MİLLİYETÇİLİĞİ hristiyan kökene mensup Araplar üzerinden başlatıp,sonra da vehhabi yada müslüman olanları da dahil edip yine diğer o bölgede yaşayan farklı etnisitelerde bu kanlı ve yarıştırmacı İSYAN furyasına katılmaya başladılar…

    Tüm bunlar yapılırken en önemli ayrıntıyı da es geçmeyelim…

    Savaşlar araç ve gereçsiz yapılmadığı asla parasız da başarıya ulaşamazdı.paraya ulaşmak içinde osmanlı’nın zengin topraklarında var olan yer altı ve yer üstü zenginliklerine el konulmalıydı.

    Sanayi Devrimi sonrası,muhakkak lazım gelen yeni pazarlar ve ilave hammadde sahalarını ,yani OSMANLI`nın toprakları içerisinde bizzat hükmettiği zenginlikleri, ilave olarak kendilerine Dünya egemenliğini yolunu açacak Uzakdoğu ve Asya sömürgeleştirilip ,pek tabi ki buraların stratejik geçiş konumunda olan ana karterlerini de elde tutmayı sağlayacak olan, Akdeniz havzasının önemine dair olup asli derecede Kontrol altına alınıp geçiş güzergahlarının tutulması emperyalist bakış açısı ve Silah, araç,gereçle aşırı derecede desteklenmiş batının vahşi projeleri adına son derece iyi analiz edilmelidir…

    en başta bahsettiğimiz gibi başarısızlıkla sonuçlanan II.Viyana kuşatmasıyla hızlı bir şekilde tetiklenen ve 1699 Karlofça anlaşması ile tescillenip yazıya dökülen başarısızlıklar zinciri de ne yazıkki dur durak bilmiyordu.felaketler/başarısızlıklar zinciri ise taa Küçük Kaynarca`dan başlayıp,Tanzimat fermanı ve Balta Limanı antlaşmasıyla devam edip,ISLAHAT FERMANI ile tavan yapmıştır…

    Tabi bu arada cumhuriyet döneminde olduğu gibi, vakti zamanında OSMANLI devletinin EKONOMİK manada çökertilme operasyonu başarıyla yürütüldü..

    bu konuyla ilgili değişik belge/bilgileri matbuu kaynaklardan okumakta fayda var sanırım…

    Osmanlının borç alma yada sömürülme politikası,faiz lobisine,sömürgecilere sağlanan olağan üstü imtiyazlar vs vs…Her bir defasında daha yüksek oranla faizlere mahkum olma daha fazla aşırı borçlanma,son sürat çamura saplanıp bataklığa garl olmaktan başka bir şey değildi..

    ve daha sonraları ve nice sonraki vakitlere sıra gelince de aynı bugün ÖZELLEŞTİRME dedikleri bir takım peşkeşlere muhatap olması gibi…

    1860 itibarıyla Osmanlı devleti mallarının açıktan satışa tanzim edilip ilan edilmesi…

    Aynı şekilde hazine ve maliyenin ana kontrolü için uluslar arası egemenler için sözde bağımsız/tarafsız komisyon kurulması..

    1870`li yıllara geldiğimizde aşırı faizler sebebiyel alınan borçların kendisini ödemeyi bırakın bir tek faizini bile ödeyememe durumuna gelinmesi.osmanlı Devletin bila cümle tüm sair gelirlerinin teminat gösterilip temlik edilmesi

    1875’de MORATORYUM ilanı

    1876’da OSMANLININ kayıtsız şartsız iflas etmesi ve bunun aleni ilanı…

    sonuç olarak Osmanlı devletinin tüm gelirlerinin borçların/faizlerinin bile çok çok altında kalıp neredeyse adım bile atamayışı.
    ve beklenen acı sonuç;
    Acımasızca devlete ait tüm tekellerin, bila koşulsuz hak ve imtiyazların, toplanan VERGİLERİN, elde edilen GÜMRÜKLERİN, toplanan ÖŞÜRLERİN Duyun-u UMUMİYE `ye teslimi…

    ve tüm bunların sonunda Türk olmaktan ve Müslümanlıkdan çıkma noktasına gelen güzide Osmanlı şehirleri,Anadolu kentleri,türk yerleşim birimleri..ilave olarak ceddimizin vakti zamanında Fethettiği vakitlerden beri;bize has ait kılamadığı topraklar ve mıntıkalar..

    (dip not; okuma kaynaklarım :
    Prof.Ahmet Akgündüz-Doç.Dr.Sait Öztürk..Bilinmeyen Osmanlı.
    Prof.Dr.Fahir Armaoğlu 19Yüzyıl Siyasi Tarihi/20.ci Yüzyıl Siyasi Tarihi.)
    #19401 tugrulpasa 12 | 6 yıl önce
     
  2. tümünü gör