kayıt
24.09.2017
Fenerbahçe - Beşiktaş
Süper Lig
1 Galatasaray   5 4 1 0 13
2 Beşiktaş   5 4 1 0 13
3 Göztepe   5 3 1 1 10
4 Kayserispor   5 3 1 1 10
5 Başakşehir   5 3 1 1 10
6 Akhisarspor   5 3 1 1 10
7 Bursaspor   5 3 0 2 9
8 Fenerbahçe   5 2 2 1 8
9 Trabzonspor   5 2 2 1 8
10 Kasımpaşa   5 2 1 2 7
11 Sivasspor   5 2 0 3 6
12 Karabükspor   5 1 2 2 5
13 Yeni Malatya   5 1 1 3 4
14 Alanyaspor   5 1 1 3 4
15 Konyaspor   5 1 0 4 3
16 Antalyaspor   5 0 3 2 3
17 Gençlerbirliği   5 0 1 4 1
18 Osmanlıspor   5 0 1 4 1

pkk

  1. 29
    insanların canını, malını, yaşayacağı iyi ve kötü anları elinden alan terör örgütü.

    eylemlerini bu ülkede yaşayan bir kısım insanın haklarını korumak, onlara yeni yeni haklar kazandırmak için yaptıklarını iddia ediyorlar yıllardan beri. oysaki eşit yurttaşızdır hepimiz. çok klasik bir söz de mi? cumhurbaşkanı bile olabiliyorsun da dersem; tüm klasik cümleleri eksiksiz söylemiş olur muyum? yalan mı ama denilenler? sen şu ırktansın, okuyamazsın diye yazıyor mu bir yerlerde? yükselmiyor musun tahsiline göre? geçmişte ve günümüzde birçok kesime haksızlar, vandallıklar yapılmıştır. ezilen, hor görülen sadece belirli bir kesim mi? haksızlığa uğrayan, acı çeken tüm kesimler dağa mı çıktı? dağa mı çıkmalı?

    malumunuz bunların bir de siyasi temsilcileri var. bu ülkenin birçok değeriyle sorunu olan, türkiye'nin gayri menfaati neyse mecliste o yörüngede hareket edenler var ya hani? milletin vergisiyle maaşını almasına rağmen, milletin ülkesinin aleyhine çalışanlar (o maaşları helal eden birini görmedim henüz). birlikte yaşama ülküsü birleştirir bizleri. birlikte yaşamak istemiyor ki adam. istedikleri olmayınca ana babasına eziyet eden çocuk gibiler. iri ve insanlara zarar veren bir çocuk. öldüremez ama kafa ağrıtıyor, huzursuzluk veriyor işte.

    duyuyorum bazılarından, ''bu adamalara, dağdan in gel düz ovaya siyasetini yap telkininde bulundunuz, şimdi de siyaset yaptırmıyorsunuz. ne yapacak bu adamlar? ne yapsın bu insanlar?'' sözlerini. iyi de arkadaş, daya sırtını kandil'e, bir yanda pkk, diğer yanda siyaset. yahu seçsene birini. gel, külliyen seçsene siyaseti. ben o zaman da eleştiririm, politikalarını beğenmem senin. lakin gelecek nesillerin öfkesinden kurtulursun bir umut. ne siyasetten vazgeçiyorsun, ne de silahtan. her ikisi de rant, menfaat sağlıyor sana. siyasetten menfaat sağlama konusunda yalnız olmadığınızı da belirletim. buraya dikkat: böylesine adamları sevgi pıtırcığı ilan ettiler ya la. milletin aklıyla alay eder gibi. milletin gözünün içine baka baka yaptılar, yapıyorlar. kulakların çınlasın Joseph Goebbels. yine haklı çıktın. bu sandıktan ''malum parti'' aleyhine ne kadar fire çıkarsa bu köyden o kadar adam ölür.'' tehdidi tüyler ürpertici de mi? hala mı barış elçisi bunlar? dünya bu insanlara güzel valla. bu dünya ama. inananlar için öbür dünyası da var bu işin. ateşiniz bol olsun. dedim ya, koltuklar çok tatlı geliyor. bir ara sine-i millete dönüyordu bunlar, ne oldu? dtp, bdp, hadep, dehap... millet de bu hıza ayak uyduramadı. insanların birçoğu hadep der bunlara. bu niteleme, hadep zamanındaki vandallıklarının yoğunluğundan dolayıdır belki de. sizden başka hangi siyasi partinin arkasında terör örgütü var? söyleyin bana hele. birçok partinin birçok hatası oldu. çok canlar yandı. ama terör örgütüne yamanmak da ne lan? toplumun büyük bir kesiminin malum partiyi neden sevmediği açık ve net. hem terör örgütüne sırtını dayayıp, hem de siyaset yapacaksın ha? nasıl sevsin bu insanlar seni? bu insanlar seni demokratik olgunlukta nasıl karşılayabilsin. sen salt bir siyasi parti değilsin ki.

    pkk için canını verecek olan türkiye cumhuriyeti vatandaşları da mevcut. ben o insanlara şu şekilde seslenmek istiyorum: hem barış isteyip, hem de el altından terör örgütüne destek çıkmak neye benzer? yanan ateşe odun atıp bu ateş artık sönsün demeye benzer. barış istiyorsanız, akan kanların durmasını istiyorsanız terör örgütüne destek vermeyeceksiniz kardeşim. terör bir gün gelir seni de yakar. geçmişte büyük acılar çekmiş olabilir deden, baban, ecdadın... keşke çekmeseydi, keşke hiç kimse acılar içerisinde kalmasaydı. günümüz türkiye'sinde öylesine zulümler olmaz. öylesine zulümler olacak olsa bile o zulümlere dur diyecek olan çok adam çıkar türkiye'den. senin, zulümlerinin hesabını soracak bir terör örgütüne ihtiyacın yok. desteklediğin terör örgütü, zulümlerin, acıların kronikleşmesini sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. hepimiz acılar yaşadık bu ülkede. her şeyin hesabını hep beraber soralım. silahsız, acısız, gözyaşısız. ''iyi yazıyorsun da birader, daha dün yaşanmadı mı uludere?'' diyebilirsin bana. tsk o alana neden bombalama yaptı? neydi gerekçe? terörist zannettik diye öyle değil mi? bakın bu işin ucu da terörist yanılgısına dayanıyor. ülke insanı terörden bıkmış. ülke insanı teröre karşı oldukça hassas. öyle bir hassaslık ki bu, terörle uzaktan yakından alakası olmayan beyanat sahiplerine bile, ''sus terörist'' yaftalaması yapılıyor. terör bizim insanımızı haklı olarak çok hassaslaştırdı. ülkemizde terör olmazsa, bizim bombayla, topla, tüfekle ne işimiz olur? ne işimiz olacak? ha şunu da söyleyeyim: sen teröre destek verdikçe, toplumun önemli bir kesimi, senin acılarını önemsememeye, seni toplumdan dışlamaya, hatta seni düşman olarak görmeye başladı. bu durum toplumsal huzur, barış, yardımlaşma, bir olma, toplum olma açısından oldukça düşündürücü. terörün bahanesi olmaz, hiçbir gerekçe ülkede terör estirmeye ve terör unsurlarına arka çıkmaya dayanak oluşturamaz. teröre destek verdikçe sen kaybediyorsun arkadaş. bunu bil.

    iki kesim var: son terörist de ölene kadar vuruşacaksın bunlarla diyen ve bu iş sadece vuruşmakla çözülmez deyip, işin sosyolojik tarafına değinen olmak üzere. yaklaşık on yıldır işin sosyolojik boyutuna daha bi önem verildi. çok önemli hamleler yapıldı. sosyolojik boyuta verilen önem, askeri mücadelede zaaflara yol açtı bu sefer de. teraziyi iyi ayarlamak lazım. amaçları belli, emelleri belli, istekleri belli. aşağısı kurtarmıyor onları. silahlı mücadelenin, işin sosyolojik boyutu halledilmeden biteceğini düşünmüyorum. işin sosyolojik boyutunun da halledilebileceğini pek zannetmiyorum. bir kesimi ihya edecek olan haklar, çoğunluğun rızasını alamayacaktır. türkiye'de adam biter mi? türkiye'de cahilliğin kökü kurutulur mu? mühim konularda eksikleri olan bir ülkeyiz maalesef. cahiliyet giderilmediği müddetçe, beyni yıkanarak dağa çıkarılacakların potansiyeli kurumaz. yarı özerklik, otonom, imtiyaz, eyalet kısa vadede çözümler olur. işi kestirip atacak yöntem ise ver kurtuldur. tabii bu noktada, yakın tarihteki terör örgütlerinin durumunu iyi irdelemek lazım. tamil kaplanları ve IRA gibi eskinin terör örgütleri, çözüm noktasında bizlere ipuçları verebilir. tarihi açıp incelediğimizde ''ver kurtul'' zihniyetiyle davranan ülkelerin sayısı pek az. mevzubahis ülke de türkiye. gelenekleri olan, devletçilik geleneğini iyi bilen, geçmişte çok acılar çeken bir ülke. bir toplum.

    canını yitirene ve yakınlarına oluyor olan. doğu ve güneydoğu'ya tayini çıkan insanları tedirgin ediyor bu örgüt. amaç da bu ya zaten. oraları bizden koparmak. bizden derken hepimizi kastediyorum. terör yandaşı olmayan insanlar, korkuyorlar ergenliğe henüz girmiş evlatlarını pkk'ya kaptırmaktan. sırf bu yüzden, doğu'dan batı'ya göç eden birçok aile var. pkk, kendi görüşlerini savunan, kendi doğruları doğrultusunda hareket eden bir getto oluşturmak istiyor oralarda. gönül olarak kopmuş zaten oralar bizden. doktor, öğretmen, memur... en az 16'şar yıl okumuş her biri. kim gitmek ister oralara? var mı canını sokakta bulan? mecburiyetten gidiliyor anca. ya istifa edip gitmeyeceksin, ya da tıpış tıpış. onca saat ders çalışmış, fedakarlık yapmış; maddi manevi yıpranmış, tükenme noktasına gelmiş ve en nihayetinde atanmış bir birey. kolay mı istifa etmek? e bir yandan da tatlı can, rahat yaşam. kim ister ki işten eve dönerken tedirgin olmayı? zaten yorgun argınsın, kafanda hep şüphe; yol keserler mi, mayına mı basarım, kaza kurşununa mı giderim, çatışmanın ortasında mı kalırım diye. kırbaç cezasında kırbaçtan çok, kırbaç darbesinin inmesini beklemek acıtır insanın canını. bu da o hesap işte. ölümden ziyade, her an can verme korkusu. kelle koltukta işte canım.


    20 yaşına kadar türlü şımarıklıklar yapmış bir genç. okuldan atılmalar, konu komşu şikayatleri.. toplumun dediğine göre tam bir hayırsız evlat. ve yine toplumun dediğine göre askere gidince düzelecek cinsten. gitti, öldü. ikinci bir şansı vermediler ona.

    serap eser. 17 yaşındayken, dershane dönüşünde bindiği belediye otobüsüne molotof atanlar tarafından canlı canlı, cayır cayır yakıldı. hiç mi vicdanınız sızlamadı lan allahsızlar? sorusundan başka ne gelir dilden? poşudan suratı görünmüyor ki ibnenin, suratına tüküresin.

    onca yıl oku, çalış, çabala, devlet işine girince; ''en sonunda rahatladım'' de. bir yandan devletten alınan kredi ödeniyor, diğer taraftan da ''ayağımı yerden kessin hesabı'' dahilinde yedi sekiz bin tl'ye doğan almışın. hırsız, arsız değilsin sen. namuslu adamsın, borcuna sadık adamsın. resmi ve resmi olmayan borcunu takır takır ödedin hep. işler tıkırında giderken, bir gece yarısı arabanın alarmı çalıyor. 16 yaşında apoculuk oynayan veledin biri molotof atmış arabana. yer de istanbul'un göbeği ha. binemeyeceğin arabanın borcunu ödemek de koyar adama.

    onca yıl okuyan biri daha. kimseye zerre zararı olmamış bu hayatta. üniversitede okurken sağ önde oturan sessiz kızı gözüne kestirmiş. ha oldu ha olucak derken, en nihayetinde sevgili oldu onunla. güzel bir kız. sevdiği bir kız. ona göre, ''keşfedilmemiş güzellikte'' bir kız. şanslı hissediyordu kendini. okumanın birkaç nimetinden olan kısa dönem askerliği seçmişti. üniversitede işi pişirdiği ''o'' kızla konuşuyor askerdeyken. askerlik okula benzemiyor. 2 gün ders, 5 gün yatış vardı sivilde. askerlikte izinler falan çok az. askerdeyken sevgilinin olması çok güzel bir şey ha. onca erkeğin arasında, henüz tam manasıyla tanımadığın kişilerle, bilmediğin bir şehirde yaşamak zor. hele ranzalar falan, devlet yurdunda kaldığı için alışık bu duruma allah'tan. neyse, güzel oluyor işte konuşmak. seviyor onu. kız da onu tabii. derken bir serseri mermi, gitti işte. ötesi yok, dahası yok, nefes yok, güzel anlar yok, her şey bir çırpıda...

    birisi daha... asker olduğu için çok zor evlenebilmiş. kızın ailesi çok ayak diremiş kızı vermemek için. ''allah korusun, şehit olur, gazi olur... n'aparsın sen? iyi düşün kızım.'' demişler. kız seviyor, mesleği umrunda değil, verin beni demiş. evlenmişler. çocukları olmuş. 2 aylık. henüz sevilecek kıvamda değil. lakin tuhaf bir şey. her an, her şeyden korumak lazım sanki onu. o bebenin de babası gitti. babasını fotoğraflardan ve birkaç saniyelik video görüntülerinden görecek olan bir bebek. umutla evlenen bir kadın. yaşanacak nice güzellikler. gitti. geçmiş olsun. geçmez ama, geçmeyecek. o şehit olan insanı hatırlamayacak bir tek insan dahi kalmayana kadar o acı geçmeyecek. binlerce şehit var böyle. yenileri de geliyor durmadan. böyle giderse bu acılar kıyamete kadar bitmeyecek.

    yaşamlar çok, acılar tarifsiz ve kronik. biz bugün yazarız, yarın unuturuz. kim bilir; öteki gün de bizim başımıza gelir. acının daim olduğu adres, yakınlarıdır. çocuğudur, sevgilisidir, nişanlısıdır, anasıdır, babasıdır...ulan üç günlük dünya işte. huzur içinde yaşasın herkes. onca toprak var. barış içinde yaşamak çok mu zor? bu barış kelimesi de çok çok ucuzladı. kirli ağızların sakızı oldu. benim bu konuda gram manfaatim yok ha. kim ki şehit cenazeleri üzerinden prim yapıyorsa, timsah gözyaşları döküyorsa, siyasi ikbal elde ediyorsa; allah yukarda, acılar onunla olsun. vatan sağ olsun elbette. vatan, sevilen insanlarla güzeldir ama. fenerbahçe'siz bir vatanı neyleyeyim ben mesela. sevgilisiz, eşsiz, çocuksuz, arkadaşsız bir vatan.. vatan senden hayat umar, sen yaşarsan o canlanır. vatan için ölmek de var, fakat borcun yaşamaktır demiş şairin biri. o hesap işte.
    #253492 715 | 2 yıl önce
     
  2. tümünü gör