kayıt
19.11.2017
Fenerbahçe - Sivasspor
Süper Lig
1 Galatasaray   11 8 2 1 26
2 Başakşehir   11 7 2 2 23
3 Beşiktaş   11 6 3 2 21
4 Kayserispor   11 5 4 2 19
5 Sivasspor   11 6 1 4 19
6 Bursaspor   11 5 2 4 17
7 Fenerbahçe   11 4 5 2 17
8 Göztepe   11 5 2 4 17
9 Akhisarspor   11 5 2 4 17
10 Alanyaspor   11 4 2 5 14
11 Yeni Malatya   11 4 2 5 14
12 Trabzonspor   11 3 4 4 13
13 Kasımpaşa   11 3 3 5 12
14 Antalyaspor   11 3 3 5 12
15 Konyaspor   11 3 1 7 10
16 Karabükspor   11 2 2 7 8
17 Osmanlıspor   11 2 2 7 8
18 Gençlerbirliği   11 2 2 7 8

türkiye‘deki futbol ortamı

  1. 1
    rezil rüsva iğrenç bir ortamdır.

    fanatizm almış yürümüştür ve artık fanatizmden gözler kör olmuştur. taraftar artık olaylara tamamen 0-1 mantığıyla bakmaya başlamışlardır. insanlar alenen nefret suçlu işlemeyi o kadar içselleştirmişlerdir ki edilen küfürler artık masum gözükmektedir. artık sporsever gibi bir tanıma yer yoktur. sporsever olmayı geçelim futbolseverlik bile bir rüya olmuştur. taraftarlık ise yerini kendi takımının başarısını istemekden ziyade rakip takımın çökmesini mümkünse yok olmasını arzulayan bir akım haline gelmiştir. rakip takım aleyhine olan her şey olumlu karşılanmaktadır artık.

    kulüp ve federasyon yöneticileri öteden beri berbattılar. mafyavari ve hamasi söylemlerle iş yürütmeye kalkan yöneticiler bir az olsun azaldı. artık onların yerine "iş bitiren" diye tabir edilen sinsi ve fırsatçı yönetici tipi yükselen yıldız. iktidar sahiplerine yaranmayı, başarı için her yolu mübah görmeyi, başarı için kendi taraftarını dahi dolandırmayı düşünenler baş tacı. kendi taraftarına ayar veren yöneticilerin popülerliği ile sürüyor. federasyon ayağındaysa tarihte eşine az görülür bir "ne şiş yansın ne kebap" anlayışı hakim. bu kadar kıvrak manevralara sahip yöneticileri takdir etmiyor da değilim ! en azından etik dışı hatta yasa dışı harekteleri hakkıyla yapıyorlar. benimsemiş oldukları felsefeye sahip çıkıyorlar.

    ülkedeki futbol ikliminin bir parçası olan medya ise en az diğerleri kadar rezalettir. birden ortaya çıkan sözüm ona spor yazarları taraftarlar arasındaki nefret söylemini körükleyen yazılar yazmaktan geri kalmamaktadır. yalan yanlış bilgiler ile insanların haysiyetlerini zedelemekten utanmıyorlar. manipülatif olma konusunda dünyada emsal gösterilebilirler. insanları taraftarı oldukları kulübün kimlikleri üzerinden bölmeyi başardılar. iktidara yaranmak artık en büyük gazetecilik ilkesi haline geldi.

    hakemlerse her zamanki gibi kötü. olmayan tükürüklere yazılan raporlar.... olmayan hakaretlere çıkan kartlar..... çifte standartlı ve kollayıcı yönetim.... cesaretsizlik yüzünden çalınamayan düdükler..... gözlere birdenbire iniveren perdeler ve daha niceleri.

    futbolcular ve teknik kadro da diğer unsurlardan çok da farklı değil. utanmadan sürekli kendini yere atan futbolcular pek moda. rakibe küfür etmek her zaman olduğu gibi revaçta. sert futbol yine tekniğin taktiğin önünde. meslektaşlarını sakatlamaktan çekinmeyen futbolcular tekmelerine devam ediyor. bunları yapan futbolcular kalite bakımından elbette avrupa standartlarının çok altında. hala uluslararası bazda kendilerini ispatlayabilmiş değiller. bu yetkinsizliklerini kapatmak için kurdukları " ismin xxxxinho olsaydı şimdi barcelona‘daydım" cümlesinin yerine yeni bir alternatif bulabilmiş değiller. teknik kadronun elemanları ise kendi futbolcularına dahi küfür edebiliyor.

    milli takım performansı da bu ortamda doğal olarak yerlerde. milli takım içindeki kulüpçülük taraftarlar arasındakiyle yarışır durumda. sahaya çıkmak için gerekli kriterler artık futbol kalitesi değil. milli takımda oynayan futbolcuların bizzat kendi taraftarı tarafından yuhalanması gayet olağan. artık milli takımın maçları kimseyi heyecanlandırmıyor. başarısızlık ise tamamen özümsenmiş durumda.

    işte ülkedeki futbol iklimi bu kadar üzücü. böyle bir durumda ülke dışındaki en büyük aktörlerden uefa‘nın ve fifa‘nın türkiye hakkında merhametli davranması beklenemez elbette. zamanında isviçre maçı sonra aldığımız ceza hala akıllarda. uefa‘nın özellikle 3 temmuz süreci sonrası takındığı tavır ise tamamen sömürge ülke komutanlığı havasında. birebir örneklerde kıyaslandığında diğer ülkelere ceza çıkmazken türk takımlarına ve özellikle fenerbahçe‘ye karşı tutulan tutum bunun en büyük göstergesi. saha dışından atılan bir maytap bir maç ceza ve olası şekilde 2 yıl kupalardan ihraç cezası için yeterli olabiliyor. fakat başka ülkelerde sahaya atılan meşalelerden dolayı maçların dakikalarca durması, ırkçı tezahuratın bütün tribünlere hakim olması, toplu şiddet olayları ise para cezasıyla ya da en fazla tek maç seyircisiz oynama cezasıyla geçiştiriliyor. ülkemizin hakkını koruması gereken uefa içi yöneticilerse sadece kendi takımları lehine çalışıyor. uefa‘nın verdiği hukuksuz cezalara karşı ne bir medya tepkisi ne de vatandaş tepkisi ortaya çıkıyor. daha önce sayılan maddelerde zaten bunların sıfırı tüketmiş unsurlar olduğu ortada. dolayısıyla tepki koyması da imkansız.

    ülkemizde futbol bu şekilde devam ederse uzun vadede kendi kendini tüketmeye mahkumdur. iktidarı her eline alanın futbola hakim olmaya çalışması ve en kötüsü bunu başarması, taraftarların fanatizmi, yöneticilerin niteliksizliği, futbolun kalitesizliğiyle gerçek taraftar eninde sonunda tribünlerden ve televizyonlardan uzaklaşır. aslında fena da olmaz. çünkü bu şartlarda olacağına futbol hiç olmasın daha güzel.
    #90565 uo | 5 yıl önce
     
  2. tümünü gör